19 Şubat 2018 Pazartesi

Bir Hediye : İki Yunus



Sıcak ve güneşli bir öğleden sonra,  bir delilik yapsak,
Her şeyi ardımızda bırakıp bassak çıksak işten, dökülsek yollara…
Çok uzağa değil sadece bibuçuk saatlik mesafe gitsek, orman ve denize ulaşsak…
Ne yağmurlu ne güneşli olsa hava, ne ılık ne sıcak…

Kaynanamız sevse bizi, tam da beş çayına yetişsek nehir kenarında bir eve…
Sonra yerleşsek bir odaya, günün yorgunluğunu üzerimizden atsak…
Ve akşam yemeğine hazırlansak, süslensek püslensek, heyecanlansak…

Kulağımızda bir gitar sesi, rüzgara kapılsak, bulsak orayı hemen bir masaya kurulsak…
Yaz gecesi meltemi altında buz gibi bir içki ile demlensek…
Karınlarımız doysa ama birbirimize doyamasak…

Yemyeşil bir o kadarda sessiz mi sessiz orman içinde uyusak, sabaha mis gibi uyansak…
Fırlasak hemen sahile, atsak şezlongları inadına tehlikeli ve yasak bölgeye…
Uçsak deli dalgaların kucağına, kimse tutmasa bizi, umurumuzda olmasa dünya…
Islak saçlarımızda denizin tuzu, tenimizde su damlacıkları, güneşe serilsek...
Islansak ıslansak kurusak, sonra yeniden ıslanıp tekrar kurusak …
Denize düşsek birlikte,  güneşe yüzsek özgürce…

Birden bire ufukta iki yunus beliriverse, çılgınlar gibi atlasalar, dalıp çıksalar…
Bize nispet ahenkle oynaşsalar dalgalar arasında, gönüllerince coşsalar…
Sanki bizi daha yakından görmek ister gibi sahile yaklaşsalar…
Deseler ki “Ne duruyorsun be at kendini denize !”
Uzaklaşırlarken arkalarından bakakalsak…
Keşke zamanı durdurabilsek, ne onlar kalsa ne biz gitsek…

Öğleden sonra çakırkeyfe gelsek, karnımızı doyursak sonra uyusak…
Güneş batmadan hemen önce öpe koklaya açsak gözlerimizi,
Günün en tatlı saatini geçirmek için gene kumsala koşsak…
İlk bulduğumuz yere sere serpe yayılsak…
Etraftaki insanların bir önemi olmasa
Bir biz güzel olsak, herkes çirkin…

Gece şarabımızı içsek, uyusak, sabah uyansak, muzurluk yapsak…

Tembel kediler gibi güneşe serilsek…
Damağımızda kahve tadı, o anı ölümsüzleştirsek…
Sigara dumanıyla birlikte sır olup havaya karışsak…

Sonra  alsak başımızı gitsek, canımız nereye isterse …
Bir koy keşfetsek, Robinson Crusoe gibi takılsak,
Kahkahalarımız etrafa yayılsa, kucaklaşsak, sarılsak,
Öyle şımarsak ki şımarık çocuklar bile kıskansa…
Sonra ayrılık hüznü gelip bir yanımıza otursa
Gün biterken anılar biriktirsek…
İki Yunus gibi hür olmayı dilesek…

Dönsek ve hayal burda bitse…

20 Şubat 2018



2 yorum: