kartalkaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kartalkaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Şubat 2014 Cuma

Haftasonu Kaçamağı : Kartalkaya


Mehmet  Demir ,Bora’nın en sevdiği arkadaşlarından biri. Mehmet Demir’in anne ve babası Funda ve Evren’de bizim en sevdiğimiz dostlarımız. Hal böyle olunca sayısız faaliyete de imza atmak farz oluyor. Sinemalar, tiyatrolar, kış tatilleri, doğum günleri, piknikler, parklar,yeni yıl kutlamaları, yemekler, içmekler, keyifli haftasonları ...

Masal Vakti



Bir haftasonu, daha önceden gidip de çok memnun kaldığımız Bolu Kartalkaya Villa Neva’ya onları da götürdük.  Biraz sanki babalar kayak yapsın amaçlı gidilmiş bir tatil olsa da, anneler olarak bizde  şömine başında sıcak şaraplarımızı yudumlarken keyifli vakit geçirmedik değil. Çocuklar zaten birbileri ile iyi anlaştıkları için dertsiz tasasız bir haftasonu oldu.

Bizce vakit kayak yapmaktan çok daha dolu geçti.  Çocuklarla Kındıra köyü içlerine keşif yürüyüşü yaptık. Kartopu oynadık.  İlginç bitkileri inceledik.  Keçiler , horozlar , inekler ve eşşeklerle konuştuk. Çamurlara battık çıktık ki çocuklar için en eğlenceli faaliyetin bu olduğunu tahmin edersiniz.  Çocuklar çizgi film izlerken biz de “Pi’nin Yaşamı”nı izledik.

Veee yemekler ile kahvaltıdan da bahsetmeden bu yazıyı geçmek olmaz. Her zamanki gibi Nevin Abla’nın tatlı güleryüzlü sıcak mekanı ve bizi kucakladığı gibi mutfaktan çıkan yemekleri de biz kucakladık.  Aradan geçen yıllara rağmen lezzetinden hiçbir şey kaybetmemiş.  Şimdi geçmiş zaman ola ki menüyü tam olarak hatırlamıyorum ne yemiştik ?  Hatırladığım tek şey akşam yemeği  ve kahvaltı sofrası (sunum) fevkalede güzellikte , menüsü ise  fevkaledenin fevkinde güzellikteydi.  

Böyle yolculuklarda gidiş hep  zinde, mutlu, eğlenceli  şenşakrak , dönüş ise “keşke hiç dönmesek biraz daha kalsak” tadındaki yorgun suratlarla, hapşırık hızında geçer gider ya işte aynen öyle oldu.

Uyku Vakti
Sevgiyle Kalın...
(22 Mart 2012)

Film Vakti

Oyun vakti

Koşma vakti


Fotograf vakti



Keşif vakti

29 Eylül 2013 Pazar

Kartalkaya Yolunda Kındıra Köyü




2009 Ocak ayının ikinci haftası pazartesi günü erkenden yola koyulduk. Havanın güneşli olması içimizi aydınlatmakla kalmamış yol şartları içinde avantaj sağlamıştı. Ancak Bolu tüneline yaklaştığımızda derece hızla eksi 5 hatta eksi  10 dereceye kadar düştü. Tünelden çıktığımızda artık karlı dağ ve tepelerle karşı karşıyaydık. Kartalkaya tabelasından içeri döndüğümüzde gökyüzünde güneş hala bize gülümsemekteydi. Zincir takmadan kar lastiklerimiz ile tırmanmaya başlamıştık ki ilk virajda bir köylü bizi durdurdu ve zincir takmamız gerektiği konusunda uyardı. Ancak çok geçmeden bunun bir kandırmaca olduğunun farkına vardık. Yerlerde herhangi bir buzlanma emaresine rastlamadan ilerlerken ikinci virajda suni bir buzlanma ile karşılaştık. Az ilersinin de pırıl pırıl olduğunu gördük. Sonra anladık ki köylüler bu şekilde para kazanmaya çalışıyorlar.

Keyifli ve sorunsuz bir yolculuğun ardından kalacağımız otel olan Villa Neva’ya vardık. Bizi otelin sahibi Nevin Hanım ve köpeği Fibi karşıladı. Eşi Erol Bey ile işlettikleri bu şirin butik otelin sadece 6 odası var. Kartalkaya’ya 23 km uzaklıkta. Oldukça sıcak olan bu karşılamanın ardından içerde yanan şömineyi görmemizle daha da sıcak hale geldi. Odalarımıza çantalarımızı bırakır bırakmaz tekrar şömineli odaya geri döndük. Ocak ayının ortası olması ve haftanın ilk günü olması nedeniyle bizden başka kimsecikler yoktu. Beş çayından sonra Nevin Hanım bizi onikiden vurarak sıcak şarap ikramında bulundu. Tatlı sohbeti ve sanki aileden birileriymişiz gibi davranması kısa zamanda adapte olmamızı sağladı. Akşam yemeğinin ardından oğlumuz Bora ile oyunlar oynadıktan ve onu uyuttuktan sonra şöminenin karşısına kurulduk. Ne kadar isabetli bir karar verdiğimizi ve ne kadar doğru bir yer seçimi yaptığımızı konuşarak sepette odun kalmayıncaya kadar sohbet ettikten sonra odamıza çekildik.
   
 

Ertesi sabah tam anlamıyla bir köy kahvaltısı ile karşılaştık. Bu defa kahvaltıda yalnız değildik. Yeni misafirler gelmişlerdi. Onların programında tabiî ki dağa çıkıp kaymak vardı. Biz ise çevre köylere doğru yürüyüş yapmak istiyorduk. Şansımıza hava gene güneşli ve pırıl pırıldı. Yürüyüş için önerilere kulak verdik ve Ercekler Köyü’nden başladık. Ara ara kondurulmuş müstakil evler ovaya bambaşka bir güzellik katmıştı. Akşam yemeğinde kayaktan dönen misafirler Yudum, Begüm ve Yudum’un köpeği Jaws ile bir anda kaynaştık. Yemekleri bizzat kendi hazırlayan Nevin Hanım’ın mutfağından oldukça lezzetli yemekler çıktı. Zeytinyağlılardan salatalara ,sıcak soğuk mezelerden tatlısına kadar kaldığımız 4 gece boyunca tam bir lezzet şöleni yaşadık. Yemekten sonra içkilerimizi alıp bizim gibi şöminesever Yudum ve Begüm ile geç vakite kadar muhabbet ettik. Başımızdan geçen komik hikayeleri anlatıp hoşca vakit geçirdik.

Ertesi gün kahvaltıdan hemen sonra tracking planımızda Kındıra Köyü vardı. Bebek arabasıyla hem buzlu hem de dik olan yokuşta zorlu bir inişten sonra İlkokul’un önüne geldiğimizde bidonla kayan öğrencileri gördük. Birde karlardan bir tümsek oluşturmuşlar ki uçmanın tadına varıyorlar. Ders zilinin çalmasını bekledik. Tüm öğrenciler sınıflara girdikten sonra sırayla bizde kaymanın keyfini çıkardık.

Günler çok çabuk geçti fakat keyifle hatırlayacağımız bir gezi olarak fotoğraf karelerinde kaldı. Edindiğimiz dostluklar ise cabası …






Arkadaşlarımız Kayhan ve Feri'lerin Evi ve Köpüşleri
Arkadaşlarımız Kayhan ve Feri'lerin Evi ve Köpüşleri














Hayatımda ilk kez bu yaşa geldim kış tatili yapmadım. Kışın arı gibi çalışır senelik izin hakkım olan iki haftayı mutlaka Temmuz Ağustos aylarında kullanırdım. Bu yıl bu dengeyi bozup ailecek Kartalkaya’ya gitmeye karar verdik.