5 Şubat 2014 Çarşamba

Şibumi - Trevanian

Kitap bana 2009 senesinde bir gezi sitesinden armağan olarak gelmişti. Elim bir türlü okumaya varmamıştı. Neredeyse 3 yıl kadar kütüphanemde durduktan sonra kitap duayeni bir arkadaşımın önerisiyle el attım ve başladım okumaya. Bunca zaman okumamış olmamın nedeni bende ağdalı anlatımlı sıkıcı bir kitap olarak yarattığı izlenimdi. Ancak tam tersi sürekliyici bir o kadar da esrarengiz bir roman ile karşılaştım.

Havaalanında gerçekleşen bir cinayetin CIA tarafından kamera kayıtlarının incelenmesi ile başlayan serüven Başkahraman Nicholai Hel karakterinin zengin, özgür ve eğlenmeyi seven hayatıyla okuyucuları sürüklüyor. Yazarın anlatımı biraz karmaşık gibi görünse de hikayesini sanki bir film karesi gibi gözlerimizin önünden geçiriyor. Bunu da çok fazla betimleme yaparak başarıyor. Alışılagelmiş romanların aksine aşk, macera ve aksiyon arayan okuyuculara hitap eden bir kitap.
Trevanian takma adı ile eserin sahibi Rodney W. Whitaker kendi esrarengiz hayatını kitaplarına da yansıtıyor. Sadece yayıncısı tarafından görünen, mezarı nerede bilinmeyen, fotoğrafı bile çekilemeyen, ailesinin benliğini gizleyen sırlarla dolu bir yaşamı tercih etmiş. Kitabındaki kahramanında ise tek elle bir adamı öldürebilecek yeteneğe sahip, 7 dil bilen, hayatını go oyununun felsefesine göre yaşamayı amaç edinmiş, mağara bilimci ,Japon bir general tarafından büyütülen ve  şatosunda emeklilik hayatına geçmiş bir kişi olarak karışımıza çıkıyor. Sıradışı karakterler ve sıradışı olayları konu alması kendi kişiliğinin de sıradışı olmasından kaynaklandığını gösteriyor. Romanın popülaritesini yazarının sır dolu dünyasına da bağlayabiliriz.

Kimi eleştirmene göre Şibumi onun en harika romanlarından biri kimine göre ise en vasat. Bana göre ise Şibumi Trevanian’ın en mükemmel eseri. Her yönüyle farklı bir kitap olma özelliğini hatta bir macera romanından fazlasını taşıyor. Çünkü kitabın ilk bölümlerinde bir aksiyon ile başlayan sayfalar devamında bizi japon kültürüne, derin felsefik konulara, macera sporlarına hatta sanata dair ince ince işlenmiş olaylara sürüklüyor.

Son olarak kitap ile ilgili edindiğim bir bilgiyi de paylaşmak istiyorum. Yazarın kitaplarında anlatılan öldürme taktikleri , erotizm içerikli sahneler, hırsızlık gibi yöntemler ayrıntılardan uzak tutularak yazılmıştır. Sansürlenmesinin nedeni kitaplarından birinde tehlikeli bir dağa tırmanma yöntemini anlatması ve bunu uygulamak isteyen bir gencin ölümüne neden olmasından kaynaklanmıştır. Bir başka kitabında ise iyi korunan bir müzeden tabloların nasıl çalındığı ile ilgili tüm detaylardan bahsetmiş ve aynı yöntem ile Milano’da bir müzeden tabloların çalınmıştır. Tesadüf gibi görünse de tüm bu olanlar yazara sosyal sorumluluk duygusuyla sonucu acı verici ve ya tehlikeli olabilecek ayrıntılardan hiç bahsetmemesi yolunu seçtirmektedir.

www.kitapmakalem.com

Kitabın Künyesi

Kitabın Adı : Şibumi
Yazarı : Trevanian
Yayınevi : E Yayınları
Sayfa Sayısı : 445
Basım Tarihi : 2007

4 Şubat 2014 Salı

MaAile Kızılcahamam


Nezo ,Bora’nın en sevdiği arkadaşlarından biri. Nezo’nun anne ve babası Muzo ve Sema’da bizim ezeli dostlarımız. Hal böyle olunca birlikte güzel vakit geçirmek için planladığımız bir gezi düzenledik. Bir şeker bayramı arifesi Muzo’ların memleketi Ankara- Kızılcahamam’a doğru yola çıktık.

Nezo ve Bora
İlk Kızılcahamam ziyaretim Bora daha karnımda 5 aylıkken olmuştu.  Aradan geçen 5 yıldan sonra köy havasından hiçbir şeyin eksilmediğini , herşeyin yerli yerinde olduğunu görmek güzeldi.  Bu durum o köyün vatandaşları için gayet tabi normal  ama şehirdeki hızlı değişimlere ayak uydurmaya çalışan bizler için anormal kaçabilir.

Sema ve Sıpa
Zaten geniş bir aile olan Muzo’lara bir de bizim arkadaşlarımız Kemal-Gözde çifti ve kardeşleri Cemil’inde katılımıyla ayrı bir şenlik yaşandı. Çiftlik evi olunca yayıl yayılabildiğin kadar... Hoşca vakit de ancak dostlarla birlikteyken kayda değer güzellikte ve hapşırık hızında geçiyor. Çocuklar alabildiğine yeşil alanda neşe içinde koştururken biz büyüklerde aman kaybolurlar mı endişesinden uzak , kafamız rahat şaraplarımızı yudumlayıp kakara kikiri sohbetler ettik.  Tabi temiz hava bol gıda ve yol yorgunluğu derken erkenden uykular geldi. 



Bekir Enişte,Cemil,Kemal,Muzo,Gözde,Çiğdem
Ertesi gün dinç kalkmanın dayanılmaz hafifliğiyle sabah kahvaltısı ve kahvesinden sonra öğlen mangal için Gölbaşı’nda piknik yapmak için harekete geçtik. Hem alışveriş yaptık hem de Kızılcahamam’ın çarşısını pazarını gezmiş olduk. Piknik ve tatil boyu yaşananlar anlatılmaz ancak fotoğraflanmış olan karelere bakılır.  Tatlı misafirperverlik içinse ev sahiplerine ne kadar teşekkür etsek az kalır... 

(22 Ağustos 2012 )

Sevgiyle Kalın...







Ormanda bağırmak çok zevkli 


Aşkla odun toplanır

Yo yo hayır ağaç falan kesmedik



Göl manzarası

Evin önü