1 Ekim 2013 Salı

Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz


Olsa olsa en çok 12 yaşındayken ilk Aziz Nesin kitabımı elime almıştım. Daha doğrusu okulda “Fil Hamdi” hikayesini ders olarak işledikten sonra üyesi olduğum kütüphaneden bu romanı seçmiştim.   Gel zaman git zaman bu kitap benim kütüphanemde de yer etmeli diyerek Nesin Vakfı’ndan bir tane aldım.  Okunacak daha o kadar çok kitap var ki bu yüzden bir okuduğunu ikinci kez çok nadir okuyanlardanım. Yaşar ne yaşar ne yaşamaz kütüphanemde yer etmeden önce bir kez daha keyifle okundu ve diğer Aziz Nesin kitapları arasında yerini aldı.

Aziz Nesin’in ilk olarak bir radyo eseri olarak yazdığı daha sonrasında fotoroman, tiyatro, sinema ve son olarak da roman olarak uyarlanmış eserlerinden biridir.  Kıvrak zekası ile bolca esprinin yer aldığı romanda devlet işleri iğneleyici ve alaycı ifadelerle anlatılıyor. Çünkü hüviyeti olmadığı için (ki neden olmadığı da kitapta anlatılmakta ) devletin işine geldiğinde yaşayan işine gelmediğinde ise yaşamayan biridir Yaşar Yaşamaz.

Yaşar Yaşamaz kendi halinde bir TC vatandaşıdır ve hapse girmesiyle trajikomik hikayesi başlar. Ne için düştüğü diğer mahkumlar için merak konusu olmuştur. Yaşar Yaşamaz’da başından geçenleri  çocukluğundan itibaren onlara anlatmaya başlar.

İlkokula başlama yaşı geldiğinde hüviyeti olmadığı için okula kayıt olamaz. Hüviyet alamaz çünkü nüfus kayıtlarına göre ölüdür. Okula gidemez ve okuma yazmadan mahrum kalır.  Askerlik çağı gelir çatar. Hala bir hüviyeti yoktur ama devlet askerliğini yapacak der. Ve askere gönderilir. Terhis edilme vakti geldiğinde ise kayıtlara göre bir ölüdür ve bir türlü terhis edilemez. Bir zaman sonra babası vefat eder. Borçları vardır ve mirasından alacağı parayla borçlarını kapatmak ister. Gel gör ki Yaşar Yaşamaz  ölü olduğu için babasının mirasından yararlanamaz ama borçlarını ödemeye geldi mi ölü değildir ve devlet borcunu ödeyecek der. Gene aynı sorundan dolayı maaşlı bir işe de giremez.  Zaman geçer biriyle ortak manav dükkanı açarlar. Manav işi iyi gider ama ortağı bir gün bütün parayı alır ve ortadan kaybolur. Kimliksiz Yaşar Yaşamaz mahkemede hakkını da arayamaz. Bunca çileden sonra intihar etmeye karar verir ama onu da beceremez. Ne yaşar ne yaşayamaz ve daha neler neler…

İlk baskısından bu yana okurların, izleyicilerin büyük ilgisini çekmiştir. Romanın en büyük özelliği hala daha güncelliğini koruyor olmasıdır. Kendi ülkesinde bürokrasinin oturmamış ve karmaşık yapısı içinde bir o yana bir bu yana savrulmuş, başına gelmedik iş kalmamış bir vatandaşımızın hikayesidir … Sonunda o da bu bozuk düzen içinde yolunu bulmayı başarmıştır. Yenile yenile yenmesini öğrenmiştir.  Eski püskü kıyafetleri ile girdiği hapishaneden para kazanmanın  yolunu legal olmayan yollardan bulmuş ve yepyeni kıyafetleri ile tahliye olmuştur.

Aziz Nesin’in en önemli özeliği tüm eserlerinin halkın anlayabileceği bir dille yazmış olmasıdır. Olaylar abartı ya da uydurulmuş gibi gelmez. Kurgulanmışlıktan öte yaşanmışlık hissi ağır basmaktadır. Bir Aziz Nesin klasiği olan bu romanını okumayan kalmasın isterim.
Kitabın Adı : Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Yazarı:  Aziz Nesin

Yayınevi : Nesin Yayınevi

Sayfa Sayısı : 343

Basım Yılı : 2005

29 Eylül 2013 Pazar

Kartalkaya Yolunda Kındıra Köyü




2009 Ocak ayının ikinci haftası pazartesi günü erkenden yola koyulduk. Havanın güneşli olması içimizi aydınlatmakla kalmamış yol şartları içinde avantaj sağlamıştı. Ancak Bolu tüneline yaklaştığımızda derece hızla eksi 5 hatta eksi  10 dereceye kadar düştü. Tünelden çıktığımızda artık karlı dağ ve tepelerle karşı karşıyaydık. Kartalkaya tabelasından içeri döndüğümüzde gökyüzünde güneş hala bize gülümsemekteydi. Zincir takmadan kar lastiklerimiz ile tırmanmaya başlamıştık ki ilk virajda bir köylü bizi durdurdu ve zincir takmamız gerektiği konusunda uyardı. Ancak çok geçmeden bunun bir kandırmaca olduğunun farkına vardık. Yerlerde herhangi bir buzlanma emaresine rastlamadan ilerlerken ikinci virajda suni bir buzlanma ile karşılaştık. Az ilersinin de pırıl pırıl olduğunu gördük. Sonra anladık ki köylüler bu şekilde para kazanmaya çalışıyorlar.

Keyifli ve sorunsuz bir yolculuğun ardından kalacağımız otel olan Villa Neva’ya vardık. Bizi otelin sahibi Nevin Hanım ve köpeği Fibi karşıladı. Eşi Erol Bey ile işlettikleri bu şirin butik otelin sadece 6 odası var. Kartalkaya’ya 23 km uzaklıkta. Oldukça sıcak olan bu karşılamanın ardından içerde yanan şömineyi görmemizle daha da sıcak hale geldi. Odalarımıza çantalarımızı bırakır bırakmaz tekrar şömineli odaya geri döndük. Ocak ayının ortası olması ve haftanın ilk günü olması nedeniyle bizden başka kimsecikler yoktu. Beş çayından sonra Nevin Hanım bizi onikiden vurarak sıcak şarap ikramında bulundu. Tatlı sohbeti ve sanki aileden birileriymişiz gibi davranması kısa zamanda adapte olmamızı sağladı. Akşam yemeğinin ardından oğlumuz Bora ile oyunlar oynadıktan ve onu uyuttuktan sonra şöminenin karşısına kurulduk. Ne kadar isabetli bir karar verdiğimizi ve ne kadar doğru bir yer seçimi yaptığımızı konuşarak sepette odun kalmayıncaya kadar sohbet ettikten sonra odamıza çekildik.
   
 

Ertesi sabah tam anlamıyla bir köy kahvaltısı ile karşılaştık. Bu defa kahvaltıda yalnız değildik. Yeni misafirler gelmişlerdi. Onların programında tabiî ki dağa çıkıp kaymak vardı. Biz ise çevre köylere doğru yürüyüş yapmak istiyorduk. Şansımıza hava gene güneşli ve pırıl pırıldı. Yürüyüş için önerilere kulak verdik ve Ercekler Köyü’nden başladık. Ara ara kondurulmuş müstakil evler ovaya bambaşka bir güzellik katmıştı. Akşam yemeğinde kayaktan dönen misafirler Yudum, Begüm ve Yudum’un köpeği Jaws ile bir anda kaynaştık. Yemekleri bizzat kendi hazırlayan Nevin Hanım’ın mutfağından oldukça lezzetli yemekler çıktı. Zeytinyağlılardan salatalara ,sıcak soğuk mezelerden tatlısına kadar kaldığımız 4 gece boyunca tam bir lezzet şöleni yaşadık. Yemekten sonra içkilerimizi alıp bizim gibi şöminesever Yudum ve Begüm ile geç vakite kadar muhabbet ettik. Başımızdan geçen komik hikayeleri anlatıp hoşca vakit geçirdik.

Ertesi gün kahvaltıdan hemen sonra tracking planımızda Kındıra Köyü vardı. Bebek arabasıyla hem buzlu hem de dik olan yokuşta zorlu bir inişten sonra İlkokul’un önüne geldiğimizde bidonla kayan öğrencileri gördük. Birde karlardan bir tümsek oluşturmuşlar ki uçmanın tadına varıyorlar. Ders zilinin çalmasını bekledik. Tüm öğrenciler sınıflara girdikten sonra sırayla bizde kaymanın keyfini çıkardık.

Günler çok çabuk geçti fakat keyifle hatırlayacağımız bir gezi olarak fotoğraf karelerinde kaldı. Edindiğimiz dostluklar ise cabası …






Arkadaşlarımız Kayhan ve Feri'lerin Evi ve Köpüşleri
Arkadaşlarımız Kayhan ve Feri'lerin Evi ve Köpüşleri














Hayatımda ilk kez bu yaşa geldim kış tatili yapmadım. Kışın arı gibi çalışır senelik izin hakkım olan iki haftayı mutlaka Temmuz Ağustos aylarında kullanırdım. Bu yıl bu dengeyi bozup ailecek Kartalkaya’ya gitmeye karar verdik.